İnsülin Direnci Nedir Ve Nasıl Tedavi Edilir?


İnsülin Direnci Nedir?

https://sevgiylebeslenincom.files.wordpress.com/2020/02/medic-563423_960_720.jpg?w=520

İnsülin direnci pankreastan salgılanan vücutta şeker metabolizmasını düzenleyen  hormonlardan biridir. İnsülin bu düzenlemeyi insülin reseptörüne  bağlanarak ve aktive olarak yapar. Bu bağlanma ve alınan şeker, çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermez ve kanda yeterli miktarda olduğu halde nsülin görevini yapamaz ve beden yorulur ve şekere bağlı yağlanma ve şikâyetler başlar.
İnsülin direnci, vücuttaki şekeri kontrol etmek için salgılanan insülinin kanda olması ama bu görevi yapamamasıdır. Normal seyirde olan bir vücutta şeker 1 ünite insülin ile kontrol altına alınabilirken, insülin direnci olan hastalarda vücut 2-3 ünite insülin salgılamak zorunda kalır.  İnsülin direnci arttıkça, şeker kontrolünü sağlamak için insülin de artar ve bu döngü önlem alınmaz ise bu şekilde bedene zarar vererek devam eder. Bu da vücutta giderek artan obezite ve diyabetle sonuçlanır. İnsülin direnci vücuttaki yağ oranının artmasına, vücuttaki yağ oranının artması ise obeziteye neden oluyor. Protein metabolizması, üreme ve çoğalma, bağışıklık ve bedensel dayanıklılık gibi birçok sistemi etkileyen insülin direncinin tedavi edilebilmesi için beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının yeniden düzenlenmesi gerekir.

İnsülin Direnci Bedene Nasıl Zararlar Verir?

https://sevgiylebeslenincom.files.wordpress.com/2020/02/satellite-express-3406058__340.jpg?w=510

İnsülin direnci vücutta kilo alımına, karaciğer büyümesi ve yağlanmasına, kalp ve damar hastalıklarına neden olurken sistematik birçok hastalığı tetikler. İnsülin direnci  olanlar düzenli spor yapsalar bile ve  dengeli beslenseler dahi kilo vermekte oldukça zorlanırlar. Fazla miktarda  salgılanan insülin, besinlerin yakımına engel olur ve  yağ olarak depolanmasına neden olur. İnsülin zaman içinde pankreası yorar ve pankreas yetmezliği ile beraberinde diyabet hastalığına sebep olabilir.
İnsülin direncinde beslenme çok önemlidir. Besinlerin kalori değerlerinin artması, ofis ya da iş yerlerinde hareketsiz kalınan uzun saatler ve fast food tüketiminin hızlı bir şekilde yayılması obezite ile birlikte birçok hastalığı da artırmıştır. Bol kalori, hareket azlığı ile birleşince bel çevresi yağlanması ile beraber insülin direnci sendromuna neden olmaktadır.

İnsülin Direncinin Belirtileri Nelerdir?

1- Çok fazla ve ağır yemek sonrası, özellikle şekerli bir gıda yedikten sonra  oluşan, ağırlık hissi, uyuklama isteği
2- Yemekten  önce ya da yemek sonrası şekerin kontrolsüz olarak düşmesi ellerde titreme, soğuk soğuk  ani terleme,
3- Midede yanma, kazınma ve asitlenme
4- Aralıksız ve kontrolsüz kilo alımı
5- Halsizlik ve yorgunluk hissi
6- Bel çevresinin giderek kalınlaşması ve erkeksi göbeklenme tipi
7- Koltuk altı, kasık, boyun  gibi terleyen bölgelerde esmerleşme
8- Karaciğerde büyüme ve yağlanma
9- Kadınlarda adet düzensizliği ve sık adet görme

İnsülin direnci belirtilerini yaşıyorsanız endokrinoloji veya dâhiliye uzmanına başvurmalısınız.

İnsülin Direnci Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

https://sevgiylebeslenincom.files.wordpress.com/2020/02/smoothie-3696961__340.jpg?w=509

İnsülin direnci tedavisinde öncelikle yaşam tarzı değiştirmek gerekir. Beden yorulmuş ve bazı değerler alt üst olmuş ise beslenme ve uyku düzeni yeniden yapılandırılmalıdır. Beslenme, egzersiz ve hareketin artırılması, uyku düzeninin sağlanması çok önemlidir. İnsülin direnci tedavisinde beslenme tedavi şeklinde ve kişiye özel olmalıdır. Kişinin yaşı, cinsiyeti ve yaşam şekline uygun ve bunu devamlı yapabileceği bir sisteme oturtulmalıdır.
İnsülin direnci diyeti  yeterli ve dengeli bir şekilde düzenlenmeli ve bireyi zorlayıcı değil özendirici olmalıdır.
Kısa dönem diyetleri ya da dengeyi bozacak şok programlar uygulanmamalı, günlük mevcut kalori alımı hesaplanmalı ve yaş ve cinsiyete göre dengelenmelidir.
Haftada en fazla  0,5-1kg ağırlık kaybı hedeflenmeli, uygulanabilir ve lezzetli bir program hazırlanarak sürdürülebilir kılınmalıdır.
Dengeli olarak beslenme  4-6 öğünden oluşmalı, sık  ve belirli zaman dilimlerinde beslenme yapılmalı.
Günlük protein alımı yeterli miktarda ve vücut kitlesine uygun alınmalı. Tam tahıllar ve baklagiller mutlaka haftada birkaç gün tüketilmelidir.
Meyve ya da şeker içerikli besinler alındığında yanında bir bardak süt veya ayran tüketilmelidir. 

Alyans Modelleri Ve Alyans Seçimi

Söz, nişan ya da evlilik denildiğinde akla ilk gelen sembol alyanslardır. Evliliğin ve mutluluğun sembolü beraberliğin mutluluğun da nişanesidir. Yüzyıllar öncesinden bugünlere gelen bir ritüel  olan, kutsaliyeti ve anlamı çok büyüktür. Yıllar öncesinde keten iplerle, farklı materyallerle ve çeşitli şekillerde yapılan alyanslar şu anda teknoloji ile çok farklı boyutlara ulaşmıştır.

Birçok rengi ve modeli olan alyanslar anlam ve değeri hep aynıdır. Fiyat ve maliyet bakımından farklı olsalar da kişisel olarak aynı özelliği ve aynı kutsaliyeti taşırlar. Binlerce çeşit alyans içerisinden kendi zevkinize ya da sevdiğinizin zevkine uygun ortak bir seçim yapabilir ve şıklığınızı tamamlayabilirsiniz.

Sadakatin, sevginin ve Aşkın sembolü alyans sol elinizin parmağına takılır. Bunun çok özel ve güzel bir anlamı vardır. Mısırlılara göre sol kalbe kadar hiç kesilmeden giden bir aşk damarı ile beden donatılmıştır. Teknolojinin ilerlemesi zaman ve toplumların gelişmesi alyanslar açısından madenlerin devreye girmesini sağlamıştır. Değerli madenlerden, gümüş, altın, pırlanta gibi ve zümrüt, elmas gibi taşlarla süslenen alyanslar 1477 yıllarından bu yana kullanılmaktadır.

Erkekler ve kadınlar için pırlantalı ya da pırlantasız, düz ya da klasik alyanslar her zaman vazgeçilmez olmuştur. Anlamı ve özelliği büyük olan alyanslar ve alyans seçimi yaparken insanları tatlı bir telaş kaplar. Parmak ölçüsü, uyup uymaması, ele yakışıp yakışmadığı, fiyatı gibi birçok konuda düşüncelere dalarla. Öncelikle alyansın cinsine karar verilmelidir. Altın gümüş veya beyaz altın mı olacak ona karar verilmesi gerekmektedir. Nasıl alyans almalıyım? Kendinize uygun, erkek-bayan çift alyanslar içerisinde kaliteli ve şık bir alyans seçimi yapabilmeniz için sizlere bu yazımızda yardımcı olmaya çalıştık.

Simli Alyanslar



Söz, nişan ya da evlilik denildiğinde akla ilk gelen sembol alyanslardır. Evliliğin ve mutluluğun sembolü beraberliğin mutluluğun da nişanesidir. Yüzyıllar öncesinden bugünlere gelen bir ritüel  olan, kutsaliyeti ve anlamı çok büyüktür. Yıllar öncesinde keten iplerle, farklı materyallerle ve çeşitli şekillerde yapılan alyanslar şu anda teknoloji ile çok farklı boyutlara ulaşmıştır.

Birçok rengi ve modeli olan alyanslar anlam ve değeri hep aynıdır. Fiyat ve maliyet bakımından farklı olsalar da kişisel olarak aynı özelliği ve aynı kutsaliyeti taşırlar. Binlerce çeşit alyans içerisinden kendi zevkinize ya da sevdiğinizin zevkine uygun ortak bir seçim yapabilir ve şıklığınızı tamamlayabilirsiniz.

Sadakatin, sevginin ve Aşkın sembolü alyans sol elinizin parmağına takılır. Bunun çok özel ve güzel bir anlamı vardır. Mısırlılara göre sol kalbe kadar hiç kesilmeden giden bir aşk damarı ile beden donatılmıştır. Teknolojinin ilerlemesi zaman ve toplumların gelişmesi alyanslar açısından madenlerin devreye girmesini sağlamıştır. Değerli madenlerden, gümüş, altın, pırlanta gibi ve zümrüt, elmas gibi taşlarla süslenen alyanslar 1477 yıllarından bu yana kullanılmaktadır.

Erkekler ve kadınlar için pırlantalı ya da pırlantasız, düz ya da klasik alyanslar her zaman vazgeçilmez olmuştur. Anlamı ve özelliği büyük olan alyanslar ve alyans seçimi yaparken insanları tatlı bir telaş kaplar. Parmak ölçüsü, uyup uymaması, ele yakışıp yakışmadığı, fiyatı gibi birçok konuda düşüncelere dalarla. Öncelikle alyansın cinsine karar verilmelidir. Altın gümüş veya beyaz altın mı olacak ona karar verilmesi gerekmektedir. Nasıl alyans almalıyım? Kendinize uygun, erkek-bayan çift alyanslar içerisinde kaliteli ve şık bir alyans seçimi yapabilmeniz için sizlere bu yazımızda yardımcı olmaya çalıştık.

Simli Alyanslar


Üzeri simlerle ve pırıltılarla kaplanmış albenisi olan çeşitli şekil ve desenlerdeki alyanslara simli alyans denir.  Daha çok elde dikkat çeken 14 ayar ve çeşitli diğer değerli madenlerin karıştırılması ile yapılan alyanslardır. Simli alyanslar çoğunlukla daha kalın bir yapıda ve üzerileri pırıltılı, pırlanta taşlarla veya çeşitli taşlarla süslü alyans çeşitleridir. Yüksek gösterişi olan, fiyat olarak da diğerlerine göre daha uygun olan alyanslardır. Simli alyans alacaksanız kullanacağınız kıyafetlerinize, günlük hayata uyup uymadığına çok dikkat etmelisiniz. Çünkü simli alyanslar çok fazla dikkat çeker ve dikkati odağını elinize toplar. Daha rahat ve daha uyumlu hissetmeniz için uygun olanını seçmeniz çok önemlidir.  22 ayar klasik alyanslara göre fiyat olarak daha uygun ve her bütçeye hitap eden görünüş ve gösteriş olarak daha dikkat çekici olan alyanslar. Ülkemizde simli alyanslar, klasik alyanslara göre daha  yüksektir. Simli ve kalın alyans seçimi yapacaksınız parmak yapınızın ince ve uzun olmasına dikkat etmelisiniz. Kısa ve tombul parmaklarda kalın ve simli alyanslar çok güzel bir duruş sağlamamaktadır.

Bombeli Alyanslar



Bombeli alyans Aşkın sembolü ve aşk duygusunu en iyi yansıtan objelerle farklı anlamlar yüklenen alyanslar çeşitli şekiller ve desenler almaktadır. Günümüzde son derece yaygın olarak aşkın sembolü ve bağlılığı olarak kullanılan alyanslar çeşitli şekiller ve desenlerdedir.  Tasarım seçenekleriyle birlikte birçok özel kullanım imkânı sunan alyanslar hem tasarım açısından etkileyici hem de özel deneyim sağlamaktadırlar. Zamanda ve mekânda kullanım rahatlığı açısından da konforlu deneyim sunabilen bombeli alyanslar daha gösterişli ve  gram olarak daha fazladırlar. Zarif tasarımlarla bu alyanslar çiftlerin aşkları sembolü olmaktadır. Bombeli alyanslar 2 kat veya 2 renk altın gümüş ya da değerli metalin üst üste geçmiş şekilde kavislenmesi ya da bomba verilmesi ile hazırlanmaktadır. Bombeli alyanslar  klasik alyanslara göre gösterişi daha fazla kullanılan ve daha rahatlardır. Geniş ya dar parmakların hepsine kolayca uyabilen ve yaygın tercih edilen modellerdir.  Genel olarak klasik, düz, bombeli alyans modelleri çiftler tarafından oldukça rağbet görmektedir. Bombeli alyansları diğer alyans modellerinden daha fazla öne çıkaran ve çiftler arasında daha fazla tercih edilmesine sebep olan özelliği ise elbiseye kıyafete takılmadan kolay kullanım sağlamasıdır.

Klasik Alyanslar


Klasik alyans kullananlar daha  özgün tasarımlardan hoşlanan çiftlerdir.  Bu çiftlerin tercihi daha çok klasik alyans olmaktadır. Son derece zarif, naif bir görsellik ortaya sunan klasik alyanslar elde daha güzel ve özel durmaktadır.

Bu şekilde tercih edilen gelenek ve göreneklerine bağlı ve özgün tasarımlardan hoşlanan çiftlerin tercihi klasik alyanslar olmaktadır. Evlilik adımları atılırken takılar takılırken aşkların sembolü olan altın alyans modelleri son derece rahat ve kullanışlı olmaktadır.

Klasik alyanslar kullanım tarzı ve gündelik yaşantı içerisinde yoğun çalışma şartlarına daha fazla uyum sağlamaları açısından idealdir. Klasik tasarımlı düz veya bombeli  alyansları öne çıkaran özellik altın rengi ve elde daha hoş ve ağır duruşudur. Zaman zaman İnsanların farklı modelleri yönelmesi ve farklı seçimler yapması sonrası birçoğu tekrardan klasik alyans kullanımını seçmektedir. Klasik alyans alırken yüzük ve takılarla renk olarak uyum sağlaması da çok önemlidir.

Birçok çift ilk alışverişlerine farklı modeller ya da farklı tarz alyanslar tercih etseler bile, zaman içerisinde bu alyanslarını klasik alyanslarla değiştirmektedirler. Ayrıca çiftlerin günlük yaşantıları içerisinde ve hayat koşuşturması da bu alyanslar daha rahat daha özgür bir kullanım sunmaktadır.

Pırlanta ile sarı alyans uyumu sağlamak biraz daha zor olmaktadır. O nedenle genç çiftlerin çoğu beyaz altın alyans seçmektedirler. Bazen bayan olan eş beyaz altın ve pırlanta uyumunu sağlarken erkek eş sarı altın seçebilmektedir. Altın alyans ömür boyu 22 ayar olması sebebiyle fazla değer kaybetmeden kullanılabilmektedir.

Klasik alyanslar 22 ayar altından yapılırken diğer alyansların kaç ayar olduğu ancak kuyumcuya gidince anlaşılır. Eğer alyans üzerinde  taş var ise daha dikkatli kullanmak gerekir. Çünkü zamanla taşları düşebilmektedir. Yüzük parmağına, alyans alırken sabah saatlerini tercih etmemelisiniz. Daha çok öğleden sonra alış-veriş yapmalısınız.

Yüzükleri tercih ederken ve  parmağa göre olan model arasından seçim yaparken tam parmağa oturanı seçmemelisiniz. Çok dar yüzük seçimi gün içinde ellerde meydana gelecek ödemler yüzünden parmağa oturabilir. Sarı altın alyans ya da tek taşına karar vermeden önce her iki renk alyansla tektaşı denemelisiniz. Hangisi ile daha çok uyumlu ise ona göre seçim yapmalısınız.

Yüzük ya da alyans  seçmenin püf noktaları aslında el tipi ve uyumudur. Alyans modellerine bakarken ya da seçim yaparken, birkaç alyans modelini tek tek denemek ve en çok uyanını seçmek daha doğru olmaktadır. Nişan yüzüğünü, kalın alyanslar, söz yüzükleri ve birçok çeşidi olan takılar arasından size en çok hitap edeni seçmelisiniz. Klasik ve şık alyanslar kullanım açısından ve yıpranma açısından diğer taşlı ve süslü alyanslara göre daha uzun kullanım ömrü sağlar.

Beyaz tektaş sarı alyans uyumu aslında çok uyumlu olmamaktadır. Eğer günlük hayatta alyanssınız hep parmağınızda olacaksa o zaman bu durumda çok sevdiyseniz alabilirsiniz. Binlerce yüzük modeli içinde farklı renklerde tektaş yüzük ve alyansları deneyerek seçim yapmalısınız. Çünkü alyans yüzükler çoğunlukla bir kez alınmakta ve yıllarca kullanılmaktadır. İçinize sinen ve sizi mutlu edecek alyans yüzüklerden zevkinize uyan seçimler yapmalısınız!

Neden Mutsuz Oluruz ve Neden Mutlu Olmalıyız?

Zorlu ve stresli hayat koşulları ve aşırı iş yoğunluğu gibi pek çok neden günün sonunda bizi yorar ve mutsuz olmamıza neden olurlar. Böyle anlarda kendimiz iyi hissetmek için  önümüze geleni siler süpürürüz ya da tam aksi aç karnına  uyuruz! Bazı besinlerin içinde ki serotonin gibi maddeler insan bedeni ve beynine mutluluk verir, geçici bir süre olsa bile kişi kendini daha mutlu hisseder. Bu tür besinler vücuttaki stresi azaltırken, kilo alımına da sebep olabilirler. O nedenle bu tür besinleri tüketirken çok abartmamak ve sınırı aşmamak gerekir.

Sadece Tatmak, Abartmamak Gerek!

Bir çoğumuz üzülünce ya da aşırı stres altında kalınca tesseliyi yemek yemede ararız. Aslında bu abartılı tüketim doymak ya da yemek için değildir, sadece uzaklaşmak ya da unutmak içindir. O nedenle bu gibi durumlarda kontrölü elden bırakmamak çok daha doğru bir tutum olacaktır. Özellikle stres insana çiğneme refleksini unuturur ve adete bütün bütün yutturur.  Çikolatalar, tatlılar ve fast food ürünler hızlı yenilen ve doyum vermeyen yiyeceklerdir. Serotonin içeren bu  yiyeceklerin enerjileri oldukça yüksek ve buna bağlı olarakda yüksek kalori kaynağıdırlar. Geçici mutluluk sonrasında size  artan kilo olarak dönecektir. Yapısal olarak kendinizi tanıyorsanız ve bu gibi durumlarda nasıl tavır sergilediğinizi biliyorsanız alacağınız en önemli önlem bu kalorisi yüksek yiyecekleri eve ya da dolaplara sokmamak, isteyerek ya da istem dışı aldığımız şeyleri tüketiriz!

Öğün Atlamayın Mutsuz Olmayın!

Oğün atladığınız zaman bedenin dengesi en alt seviyelere kadar düşer. Bu durumda gün içinde şekerin düşmesine bağlı olarak aşırı açlık, mutsuzluk ve asabiyet gelişir. Hem bedensel olarak dengeniz bozulur hemde çevreyle iletşiminiz daha zor bir hal alır. Yoğun çalışma temposu nedeniyle yemek yemeye fırsat bulamayan ya da ayak üstü karbonhidrat ağırlıklı beslenen kişiler gün sonunda kendilerini mutsuz ve yorgun hissederler. Uzun süre yemek yemeyen kişiler doymak bilmezler ve önüne gelen her gıdaya saldırılar. Bu gibi durumlarla karşılaşan ve haftanın birkaç günü bu tempoda yaşayan insanlardansanız beslenme düzeninizi oturtamıyorsanız yemek yemeye önce bir bardak su içerek ve protein içeren gıdalara ağırlık vererek başlamalısınız. Bu tür beslenme sizi çabuk doyuracak ve aşırı yemek yiyerek mutsuz olmanızı önleyecektir!

Sağlıklı Beslenin Mutluluğa Kapı Açın!

Sağlıklı beslenen ve vücut dengesini koruyan kişiler daha mutlu ve daha sakin yapıdadırlar. Bazı kişiler yemek yemek için yaşarlar ve yemek yemek onlar için çok mutluluk veren bir rütüel gibidir. Bu yapıda olanlar daha çok öğün yemek yedikleri için kiloları fazla olsa bile daha mutludurlar. Bazı kişiler için yaşamak için yerler bu grupdaki insanlar aslında diğer gruba göre sakin ve mutludurlar. Çünkü yemek yemedikleri ya da daha az yemekle doydukları için hem kilo problemi yaşamazlar hemde yiyecek seçmezler. Bu kişilerin sevdiği bir besini yediğinde aşırı mutlu olması bir tesadüf değildir.Çikolata yiyen bir kişi buna tam bir örnektir. Serotoninin ve dopaminin salgılanmasını sağlayan çikolata hemen hemen  herkesin yediğinde mutlu olduğu bir gıdadır.

Mutlu Edeni Yapın Mutsuz Edenden Uzak Durun!

Stresle başa çıkmak kendinize ve ruhumuza yeni kapılar açmak için, sizi rahatlatan hobiler, gülümseten uğraşlar, kalbimize dokunan birileri, ruhunuzu nadasa alan dingin ortamlar ya da meditasyon yaparak huzur bulacağınız yeni şeyler keşfedin. Hayatın engelleri ve zorlamaları karşısında, olumlu düşünmek, zorlu durumlarda bakış açısını değiştirmek, hayata yeniden sarılmak mutlu olmanın anahtarlarıdır. Evrende yanlız olmadığımızı bilmek, sevgiyle beslenmek, kendimize ve hayata bakış açımızı değiştirmek de bir mutluluk sebebidir.

Japon Balıkları Besleme Ve Üreme

Yeni balık beslemeye başlayanların ya da akvaryum severlerin balık bakımı ve üremesi nasıl merak ederler. Birçok kişinin en çok merak ettiği şey ise balık nasıl doğurur ve bu süre ne kadardır? Bunlardan en çok Japon balıklarının doğurup doğurmadığı ya da nasıl doğurduğudur. Sizlerin tüm sorularına cevap vermek için çok kapsamlı bir yazı hazırladık! Japon balıkları doğurur mu? Kaç günde doğurur, hamile Japon balığı nasıl anlaşılır, doğumu aynı günde biter mi? Aklınıza takılan tüm sorulara cevap vermeye çalıştık.

Hamile Japon Balık Nasıl Anlaşılır?

Hamile balık kolay kolay anlaşılmaz. Sadece bazı farklı şekiller ve hareketler yapmaya başlarlar. Hamile balık akvaryumun altına doğru iner, otların arasına siner. Karnı biraz şişmeye başlar kilo almış gibi yanlardan şişer. Hamile balık yumurtlamaya ya da doğurmaya hazır olduğu zaman arkasından tüpçük çıkarır. Dışarıdan baktığınızda bunu hemen görebilirsiniz. Çünkü normalde bu tüpçük yoktur yumurtlamadan birkaç saat önce çıkar. Erkek balıklar hamile balıkları durmadan kovalar ve akvaryumun içinde bitmeyen bir kovalamaca başlar. Dişi yumurtalarını dökmeye başlayınca bu kovalamaca durur. Diğer bir dikkat çeken olayda hamile balığın sakin tavrının kaybolması ve daha saldırgan tavırlar sergilemesidir.


Japon Balıkları Doğurur mu?

Japon balıklarının üremesi diğer balık türlerinden çok farklıdır. Hamile balık farklı bir şekilde doğurma işlemine tabii tutulur. Japon balıklarının üremeye 1 yaşında başlar. En verimli ve en fazla doğurma dönemleri ise 3. yaşlarıdır. Erkek Japon balığı üremeye hazır olunca solungaç kapaklarında ve yan taraflarında beyaz beneğe bezer noktacıklar belirir. Hamile Japon balığının yumurtlaması için akvaryum ısısının 10 dereceden az 26 dereceden yüksek olmaması gerekir. İdeal yumurtlama ısısı 20 derecedir. Japon balıklarından yüksek verim almak istiyorsanız erkek ve dişiyi ayrı beslemelisiniz. Ayrıca 4 erkek Japon balığı varda akvaryumunuzda 3 dişi balık olmalıdır. Bu size daha hızlı ve daha çabuk üreme sağlar. Erkek balıklarla yani yumurta üretmiş olan dişi hamile Japon balığını aynı ortama almadan ısıyı 2 derece yükselmelisiniz. Aynı ortama alınan erkek ve dişi balıklar arasında kovalamaca başlar, erkek balık dişi balığın karnına vurarak yumurtlamayı başlatır. Dişi yumurta saçmaya başlar ve yumurtalar yapışarak olduğu yere tutunur. Erkek balık hemen yumurtaları döllemeye başlayarak, dişinin tüm yumurtalarını tek tek dölleyerek üremeyi başlatır. Yaklaşık 3 saat süren yumurtlama ve döllenme sonrası tüm balıklar akvaryumdan alınmalıdır. Döllenmeyen yumurtalar beyaz renk alır onlarında temizlenmesi kalan yavruların sağlıklı olmalarını sağlar. Ortalama dişi bir Japon balığı 500 ile 2000 arası yumurta bırakır. Akvaryumun dezefenkte olması için litre başına 1 damla olacak şekilde metilen mavisi dökülmelidir. Ayarı çok iyi yapmalısınız fazla doz yavru balıkları öldürür ve akvaryum suyu zehirli bir hal alır.

Yavru Japon Balıkları Nasıl Beslenir?

Yumurta döllenme sonrası 3-7 gün arasında çatlamaya başlarlar. Yavrular tek tek doğamaya başlar. Yavrular birkaç gün boyunca kendi yumurtalarının içinde bulunan bir sıvıyı tüketerek beslenirler. Bu sıvı 1-2 gün yavruların beslenmesine yeterli olur. Bu zaman diliminde akvaryumda yem atma, su değiştirme ya da akvaryum ısısı düşürme gibi şeyler yapılmamalıdır. Yavru balıkları besleyen yumurtalarındaki sıvı bitince yavrular beslenmeye başlanmalı. Haşlanmış yumurtanın sarısını suyun içinde iyice ezerek yavru balıklara verilmeli. 5-6 gün yumurta sarısı ile besledikten sonra, normal yemlere beslemeye geçebilirsiniz. Balıkların renklerini alabilmeleri için günde en az 2-3 saat güneş almaları sağlanmalı.

Lepistes Balığı Bakımı Ve Üremesi

 Akvaryum balıkları içinde en çok beslenen, üremesi en hızlı ve kolay olan balık türü lepistes  balığıdır. Ortalama olarak 28 ila 35 gün arasında doğum yapan lepistes balığı ortamı ve beslenmesi güzel ve ideal şartlarda ise 22 ila 25 gün içinde de doğum yapabilmektedirler.

Lepistes Hamilelik Süreci 

1-) Balığın karnında önce yumurtalar oluşur. Bu oluşum süresi ortalama 2-3 gün sürer. Oluşum tamamlandığı zaman  dişi lepistesin karnı bal rengine yakın bir renge dönüşür.

2-) Yumurtaların oluşum sürecinden sonra dişi, suya östrojen salgılar ve erkekleri çiftleşmeye davet eder. Çiftleşme sonrası yavrular oluşmaya başlar. Yavrular oluştukça lepistes balığının karnının arkası siyahlaşmaya başlar.

3-)15. günden sonra dişinin karnı siyah renk alır ve artık gözle görünür şekilde yavrular belli olmaya başlar. Ancak karnı siyahlaşan dişi lepistesin doğumu ısı – stres – dişiye verilen yemlerin kalitesine bağlı olarak hızlana ya da yavaşlayabilir.

4-) Dişi lepistes, yavruları  oluşumlarını tamamlanınca doğum gerçekleşir. Yaklaşık olarak doğum 1 ya da 1,5 saat içinde biter. Bazen balığın ilk doğumu ve büyüklüğüne göre bu süre bir güne kadar uzayabilir. 

5-)Doğuran balığın yavrularını yememesi ve balık üretiminizi artırmak istiyorsanız doğum yapan balığı yavrula alınız. Doğum bitince anne balığı yavruluktan alın yavruları 1,5 ay kadar ayrı bir bölümde anne büyüklüğünün yarısı olana kadar besleyin.

6-) Yavru lepistesler ilk gün beslenmelidir. İlk günler karınlarına yapışık kalan yumurta parçalarını kırmak için harcayacaklardır. Doğumdan 1- gün sonra yumurta sarısı ya da  mikro yemlerle yavru lepisteslerinizi besleyebilirsiniz.

Balık üretiminde akvaryum ısısı ve temizliği çok önemlidir. Soğuk akvaryumda balık üremez ve hastalanır. Çok sıcak akvaryumda ise balığın üremesi dengesizleşir. Akvaryum ısısı kışın 24-26 derece arası olmalıdır. Doğumda sonra dişi balık 3-4 gün doğumun stresini ve fiziksel olarak kendini toparlaması için ayrı bir akvaryumda protein içeren yemlerle beslenmelidir.

LEPİSTES BALIĞI DOĞUM ANI

Her şeyi Denedim Olmuyor Bu Kilolarla Başım Dertte!



Kilo vermek için birçok yolu denedikten sonra ibrenin değişmediğini görmek kişinin moralini bozarken motivesini de azaltıyor! Böyle bir durumla karşı karşıya iseniz o zaman sizin doğru yönlendirmeye ihtiyacınız var demektir. Az yemek yemek zayıflatmadığı gibi çok protein almakta yine zayıflatmıyor. Amaç bedene çalışması gerektiğini depolamadan yakması gerektiğini öğretmek olmalı. İnsan bedeni öğünlü ve dengeli beslenme üzerine inşa edilmiştir. Bedenimiz yağ ve kas olarak kilo verme periyoduna girince vücudun metabolizma hızı, yani kalori yakma hızı da düşmeye başlar. Beden az kalori ve yemekle kıtlık hissine kapılır ve kilitlenir. Bedenin yeniden normal olarak çalışması ve kilo kaybı yaşaması için bazı destek ipuçları ile yeniden hareketlendirilmesi gerekir.



1. Egzersiz Seviyesini 1 Kademe Düşürmek!

Kilo kaybı yaşarken kendinizi aşırı yorgun hissediyorsanız yaptığın egzersizlerin fazla yoğun olduğunu gösteriyor olabilir. Çoğunlukla insanlar daha hızlı ve daha çok kilo vermek için egzersizlerin yoğunluğunu artırırlar oysaki bu sadece bedeni yorar ve ödem yapmasına neden olur. Ayrıca  kısa vadede hızlı bir kilo kaybı yaşansa da uzun vadede verilen kiloların geri alınması ile sonuçlana bilmektedir.

2. Beslenme Listesini Yeniden Düzenlemek!


Kilo verdikçe insan beyni açlığı daha çok hissetmeye başlar. Bunu engellemek için bedenin ve beynin  beslenmesini doğru gıdalarla takviye etmek gerekir. Yemek listesine baklagiller veya yağsız etler eklemelisiniz. Bu ek destek sizin daha fazla ve daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayacaktır.

3. Ruhu Nadasa Almak!

Kilo verme süreci kişinin alışmadığı şeyleri yapması ve alıştığı şeyleri yapamaması içeren  sinir bozucu bir dönemdir. Buna bağlı olarak ruh dengesi ve sinirler değişebilmekte. Böyle noktaya gelinmiş ise devam etmek yerine bir süreliğine ruhunuzu nadasa alın.  Yapılan bir araştırmalar  bu durumda insan bedeninde kortizol hormonunun salgılanması artığı için kilo kaybı yerine kilo alımı yaşanabilmekte. Rahatlamak ve daha dingin olabilmek için sizi mutlu ve huzurlu kılacak faaliyetler deneyimlemelisiniz.



Spor Dışında da Hareket Etmek!

Günlük yürüyüş ya da spordan sonra hareketsiz kalmamaya dikkat edin. Gün içinde küçük de olsa aralıklı olarak bedenin kan dolaşımını hızlandırması için yemeklerden sonra 50 ile 100 adım arası yürüyün. Kısa mesafelerde araç kullanmak yerine yürümeyi tercih edin ve bunu severek yapın!

Haftada 2 Kez Ağırlık Çalışması Yapmak!

Normal spora destek olarak haftada iki kez yapılan kardiyo hareketleri bedeni hızlandırır ve yağ yakım hızını artırır. Her gün yapılan ağır kardiyo hareketleri bedeni yorar ve ruhu dengeyi zorlamaya başlar. Çünkü aşırı zorlanan ve yorulan beden bir diğer güne yorgun ve kilitlenmiş olarak başlayacaktır.



İhtiyacınız Kadar Su Tüketmek!

Kilo verme sürecinde gerektiği kadar ve beden ihtiyacı kadar su tüketmek çok daha faydalı olmaktadır. Mevsimine göre bu miktarı azalta ya da çoğaltabilirsiniz. Aşırı sıvı tüketimi de böbrekleri yoracağı için halsiz ve isteksiz hissettirebilir!

İncir Yaprağı Mucizesi

İncir Yaprağı Çayı Zayıflatıyor!

İncir yaprağı çayı ile çok kısa bir sürede içinde kilo verebilirsiniz. Kandaki yağ yakımını hızlandıran ve kolesterolü de dengeleyen incir yaprağının faydaları saymakla bitmiyor! Ayrıca metabolizması yavaş çalışanlara da oldukça faydalı olan bu şifalı bitki bedendeki toksinleri de atıyor! Bunun yanında incir yaprağı çayı birçok hastalığa şifa olduğu gibi kilo vermeye de destek olmakta.
Kanda bulunan ve damar sistemini tıkayan ve vücudun dengesini bozan trigliserit seviyesinin düşmesini sağlıyor. Bir türlü zayıflayamıyorum diyorsanız ya da çok zor kilo veremiyorum diyenlerdenseniz incir yaprağı çayını denemelisiniz.

İncir Yaprağı Çayı Tansiyonu Düzenliyor!

İncir yaprağı çayı kan basıncını düzenlerken, yüksek tansiyonu da dengeler. Her gün düzenli olarak tüketilen bir bardak incir yaprağı çayı beden dengelerini yeniden düzler. Aç karnına içilen çay tok karnına içilen çaydan çok daha fazla fayda sağlıyor.

İncir Yaprağı Çayı Kemik Erimesini Önlüyor!


İncir yaprağı özellikle menopoza dönemi öncesi ya da menopoz döneminde kadınların mutlaka tüketmesi gereken çaylardandır. Kalsiyumu deposu olarak bilinen incir yaprağı kemik ve diş sağlığı içinde önemlidir. Yüksek kalsiyum olduğu bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya çıkan incir yaprağı çayı gelişim sürecinde olan gençler ve çocuklarda da kullanımı tavsiye edilmektedir.

İncir Yaprağı Solunum Yolu Hastalıklarını Geçiriyor!


Solunum zorluğu çeken, üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren kişiler incir yaprağı çayı ile şifa buluyor. İçeriğinde bulunan etken maddeler anti bakteriyel özellikleri ile zararlı bakterileri vücuttan uzaklaştırmaktadır.

İncir Yaprağı Çayı  Böbrekleri Temizliyor!

İdrar yolu enfeksiyonlarını  temizler ve idrar yolu enfeksiyonunun geçmesini sağlar. Böbrek taşlarının düşmesini ve oluşabilecek böbrek taşlarının oluşumunu da engeller.

İncir Yaprağı Çayı Kabızlığı Önlüyor!

İncir yaprağı çayı  düzenli içildiğinde kabızlığı engeller. 

Doğal  müshil yerine geçen bağırsakların rahat boşalmasını sağlar. Bu nedenle diyet Listelerinde tavsiye edilir. 

İncir Yaprağı Çayı Kanseri Önlüyor!

İ

İncir yaprağı içeriğindeki kötü bakteri savaşanları ile bedende zararlı hücrelerin gelişimini ve üremesini önler. Kanser riski taşıyan kişilerin incir yaprağı çayı içmesi bedenlerinde ki zararlı hücrelerin ve toksinlerin dışarı atılmasını sağlar. İncir ve yaprağı doğal bir anti-kanserojendir.

İncir Yaprağı Çayı Tarifi?

2-3 tane kuru incir yaprağı
6 bardak içme suyu

Yapılışı:

Soğuk su ile temiz yıkadığınız kuru incir yapraklarını kaynayan sıcak suyun içine ilave edin. Kısık ateşte 5 dakika kaynatın. 3 dakika dinlendirin ve için. Gün içinde taze olarak ve öğünlere dağıtarak bitirin.

Halsizliğe İyi Gelen Besinler

Düşük enerji durumu olarak tanımlanan halsizlik hem ruhsal hem de fiziksel olabilir! Uyku bozuklukları, stres, grip veya soğuk algınlığı gibi birçok neden halsiz hissetmeye sebep olabilir! Peki, halsiz hissetme ile nasıl başa çıkabiliriz? Bu süreçte neler yemeliyiz? Sizin için halsizliği yok eden besinleri derledik.

Protein Grubuna Dahil Besinler

Protein kasların temel enerji kaynağıdır. Yüksek protein içeren besin değeri zengin gıdalar uyanıklık ve motivasyon sağlar. Buna rağmen sığır eti gibi kötü kolesterolü arttıran yiyeceklerin tüketimi aşırıya kaçmamalı, diğer besinlerle dengeli bir tüketim sağlanmalıdır.

Yoğurt

Yoğurt,  protein ve yararlı probiyotik bakteriler açısından zengin çok faydalı bir besindir. Yoğurt, bağışıklık sistemini güçlendirir. Kronik yorgunluk sorunu olan kişilere enerji verir, kronik yorgunluğa iyi gelir.

Karbonhidratlar

Karbonhidratlar vücudun ana enerji kaynağıdır. Vücudunuza yeterli enerji sağlamak için kepekli tahıllar, sebze ve meyve tüketebilirsiniz. Ayrıca kompleks karbonhidratlar uyku düzenini ve ruh halini de düzenler ve halsizliğe iyi gelir.

Demir

Demir eksikliği anemisinin en belirgin semptomu kronik yorgunluktur. Bunun yanı sıra yetersiz ve eksik beslenme sonucu vücudunuza yeterli miktarda demir girmeyebilir ve halsizlik yaşayabilirsiniz. Demir bakımından zengin et, yeşil yapraklı sebzeler ve balık tüketebilir, beslenmenizi demir açısından zengin gıdalar ile destekleyebilirsiniz. Böylece, yorgunluk hissini azaltabilir ve enerjinizi yükseltebilirsiniz.

Bel Bölgesindeki Yağları Eriten 10 Süper Besin

Sağlıksız beslenme, aşırı alkol tüketimi, hareketsiz bir yaşam, çeşitli hastalıklar bu ve benzeri sayısız birçok unsur kilo almanıza sebep olabilir! Bu sebepler özellikle vücudunuzun üst kısmının kalınlaşmasına, bel bölgenizin yağlanmasına yol açabilir. Bel bölgesinde meydana gelen yağlanma kişiyi hem fiziksel olarak hem de psikolojik olarak kötü etkileyebilir ve kişiyi mutsuz edebilir! 10 süper besin ile bel bölgenizin yağlanmasının önüne geçebilir, beslenmenizi bu 10 süper besin ile destekleyebilirsiniz!

1-) Elma

Elma içerisinde bulunan C vitamini, flavonoid  ve beta karoten ile bel bölgesindeki fazla yağları eritiyor ve bel bölgesinin düzleşmesine katkı sağlıyor! Kilo vermek için güne elma yiyerek başlayabilir ve gün içerisinde en az iki – üç elma yiyebilirsiniz.

2-) Muz

Muz, kalsiyum, postasyum, ve magnezyum açısından zengin bir meyvedir. Muz  75-100 kalori arasındadır. Ara öğünlerde muz tüketimi vitamin ve mineral alımını desteklerken tok tutma özelliği ile de acıkmanızı önler. Üstelik, muz karın bölgesinde ki yağların yakımını hızlandırır!

3-)Kereviz

Doğal yollardan kilo verilmesini pekiştiren bu süper besini mutlaka tüketmelisiniz! Kereviz içeriğinde bulunan c vitamini ve kalsiyum ile kilo vermeye yardımcı oluyor!

4-) Süt ve Süt Ürünleri (Az yağlı veya yağsız olanlar)

Süt ve süt ürünleri kas yapımını desteklerken kilo kaybını da arttırıyor. Süt, Osteoperoz başta olmak üzere, obezite, yüksek kan basıncı ve kanser ile savaşıyor.  Bunun yanı sıra süt, kalsiyum, protein, fosfor, riboflavin ve B12 vitamini içeren zengin bir besindir.

5-) Yumurta

Yumurta, kas yapımını desteklerken karın yağlarıyla da savaşır. Tam bir süper besin olan yumurta sabahları tüketildiğinde gün boyu tok tutuyor ve obezite ile savaşıyor. Yumurtanın yanında maydanoz ve ceviz yiyebilir ve daha uzun süre tok kalabilirsiniz. Uzun süreli tokluğun yanı sıra faydalı yağ asidi alabilir, beslenmenizdeki lif dengesini sağlayabilirsiniz.

6-) Badem ve Diğer Yağlı Tohumlar

Badem; karbonhidrat, protein, doymamış yağ, lif, fosfor, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum, çinko gibi değerli mineralleri A, B, C ve E vitamini gibi besleyici vitaminleri içerir. İçeriğinde bulunan yağlar tok tutar ve kas yapımı arttırır. Böylece açlık hissini azaltır.

7-) Balık

Balık, kas yapımını destekler, bağışıklık sistemini güçlendirir. Obezite ve diğer birçok hastalık ile savaşır. Bel bölgesi yağlanması ve karın içi yağlamaya da engel olur!

 8-)Ananas

Tropikal iklim kuşağının meyvelerinden olan ananas, yüksek lif oranı ile uzun süre tok tutar. Ayrıca az bulunan bir mineral olan manganezin de mükemmel bir kaynağıdır. İçerdiği bromelain enzimi proteinleri sindirici etkiye sahiptir. Ayrıca vücutta meydana gelebilecek olan ödemi de etkili bir biçimde azaltır

9-)Yeşil Çay

Yeşil çayın içerisindeki etkili bileşenlerden kateşin adı verilen biyolojik öğe yağ yakıcı etki sağlarken bel bölgesindeki yağları da parçalıyor.

10-) Yulaf Kepeği

Yulaf ezmesi de denilen yulaf kepeği LDL kolesterolü düşürmeye yardımcıdır. Kan şekerini ve mide-bağırsak fonksiyonlarını düzenleyici etkisi vardır. Aynı zamanda önemli antioksidanlardan selenyum kaynağıdır. Birçok özelliği ile bel bölgesi yağlarının parçalanarak vücuttan atılmasına yardımcı olur.